Tefsiru Süfyan b. Uyeyne(198)

  


 

 

 تفسير سفيان ابن عيينة

 Tefsiru Süfyan b. Uyeyne

Vefatı: 198/814

  

198/814 tarihinde vefat eden, zamanında tefsir ve hadis imamlığı ünvanını kazanan Süfyan b. Uyeyne'nin, Tefsir’ini ve tefsirdeki yerini ortaya koymak, ilk asırlardaki tefsir tarihine ışık tutması bakımından önemlidir. Ancak böyle bir çalışma, ilk kaynaklara vakıf olmak ve onları iyice araştırmakla mümkün olabilir. Müellif besmele ve hamdeleden sonra, Süfyan b. Uyeyne'nin sadece hadiste değil, onun kadar tefsir alanında da şöhret kazandığını ortaya koymaya çalışmaktadır. Zira İbn Uyeyne'nin hadisten ayrı olarak, Onun bir tefsire malik olduğunu ve bu tefsirin zamanında temayüz ettiğini, akranları arasında üstünlük sağladığını ve tefsirdeki metodunun yeni bir merhaleye başlangıç olduğunu söylemeye çalışmaktadır. Bu tefsirde ilk olarak Mutezile, Kaderiye ve Mürcie gibi yeni filizlenmeye başlayan fırkalann görüşleri reddedilerek yalanlanmıştır. Böylece tefsirinde Süfyan, Ehli Sünnet akidesine yardımcı olmaktadır. O, aynı zamanda bid'at ehlinin zanlarını ve sapık fikir sahiplerini, Kur'an ve Sünnete dayanarak reddetmekte idi. Bu bakımdan Mutezile, Ahmed b. Hanbel'de, Şafii'de ve diğerlerinde hocaları İbn Uyeyne'nin tesirini bulmuştu. Kendisinden sonra, tefsirdeki metodunu devam ettiren talebeleri Abdurrazzak es-San'anî ve İshak b. Raheveyh (Rahuyeh) olmuşlardır.

 Eserin müellifi Ahmed Salih, bu araştırmasının bir giriş, iki kısımdan meydana geldiğini ve neticede de İbn Uyeyne'nin tefsir rivayetlerinde geçen 70 kadar kişinin biyografilerinin verildiğini, söylemektedir. Giriş kısmında (s. 21-35), müellif böyle bir konuyu seçişini, tefsirin zaruretini ve ona duyulan ihtiyacı, açıklamaktadır.

 Birinci Kısım (s. 35-188), dört babdan teşekkül etmektedir. İlk bab'da (s. 37-56) tefsir ve te'vil kelimelerinin manası, Alimlerin te'vili kabul edip etmemeleri üzerinde durulmaktadır. İkinci bab'da (s. 57-104), başlangıçtan ikinci asrın sonuna kadar tefsir tarihi ve onun merhaleleri ve gelişmesi anlatılmaktadır. Üçüncü bab'da (s. 104-114), Süfyan b. Uyeyne'nin yaşadığı asra, siyasi, sosyal ve ilmi yönden tarihi bir bakış, üzerinde durulmaktadır. Dördüncü bab'da (s. 115-188) ise, İbn Uyeynenin şahsı ve ilmi hayatı incelenmektedir.

 İkinci Kısım (s. 189-377), üç bab ve bir sonucu ihtiva etmektedir. Birinci bab'da (s. 191-198), İbn Uyeyne’nin tefsir ve tahkiki ele alınmaktadır. İkinci bab'da (s. 199-350), İbn Uyeyne’nin tefsir rivayetlerinin tahrici, tahkiki ve şerhleri yapılmaktadır. Üçüncü bab'da (s.351-377), Ondan sahih olarak gelen rivayetlere göree İbn Uyeyne'nin şahsiyeti ve metodu incelenmekte ve eser özlü bir sonuçla nihayetlenmektedir. Sonunda da, okuyanların istifadesine daha kolay olduğu zikredilerek Kur'an ve Tefsirine ait kaynaklar, matbu kaynaklar, biyografik ve yazma kaynaklar olmak üzere dört kısımda, alfabetik sıraya göre hazırlanmış geniş bir bibliyografya sunulmaktadır.

 Müellif eserini telif ederken, sadece metinlerin nakliyle yetinmediğini, bunlar üzerinde ayrı ayrı durduğunu, onları tahlil ettiğini, sağlam olanlarını tercih ettiğini, nakilde veya anlayışta yapılan hataları göstermeye çalıştığını anlatmaktadır. İbn Uyeyne'nin tefsirini, es-Sa'lebi ve İbn Hacer'den, Süfyan b. Uyeyne'ye kadar ulaşan iki tarikle ele aldığım ve bu tariklerdeki ravileri, kitabının son tarafına koyduğu teracim (Biyografya) (s. 378-407) kısmında incelenmektedir.

 Müellifimiz araştırmasına başlamadan önce, böyle bir araştırmayı yaparken, gerek kaynakların bulunmasındaki müşkülat ve gerekse çeşitli kaynaklarda geçen "an Süfyan", "Kale Süfyan" ibarelerindeki Süfyan'ın, es-Sevri mi yoksa İbn Uyeyne mi olduğunun tayini meselesi, çalışmayı zorlaştıran sebeplerden olduğunu kaydetmektedir. Yazar, bunları ayırt etmek için Taberi, İbn Kesir, Suyutî, Şevkanî, Abdurrezzak, Buhari, el-Hakim gibi zatların tefsirlerinden taramalar yaparak, İbn Uyeyne'ye ait olanları tesbit etmeye çalışmıştır. Bu çeşitli tefsirlerde Süfyan'a ait 222 rivayeti liste halinde göstermiştir. Bu iş için de İstanbul ve Londra'ya gittiğini kaydetmektedir. Müellif, es-Sa'lebi'nin el-Keşf ve'l-Beyan adlı tefsirini İstanbul'da tam olarak bulduğunu sanki yeni keşfedilmiş gibi bir üslubla ifade etmektedir. Halbuki o tefsirin İstanbul'da olduğu asırlardan beri bilinmektedir. Yine müellif yanlış olarak Abdurrezzak b. Hammam'ın tefsirinin bulunduğu yeri, İstanbul Edebiyat Fakültesi İsmail Saip Sencer kısmında olduğunu zikreder. Hâlbuki bu tefsirin bulunduğu yer, Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İsmail Saip Sencer Koleksiyonudur. Kısacası bu eser İstanbul'da değil, Ankara'dadır.

 Müellif Giriş kısmında, tefsirin başlangıcından ikinci asrın sonuna kadarki tarihi gelişimi hakkında kısa ve ibaresi kolay lafızlarla bilgiler vermektedir. Bilhassa Tabiiler döneminde tefsire İsrailiyat'ın girdiğini belirtmekte, İsrailiyat'ın tefsir için bir kaynak olamayacağı üzerinde ısrarla durmaktadır. MüsteşrikIere karşı gereken yerde tenkidlerini de yapmaktadır. İbn Uyeyne'nin asrını çeşitli yönlerden incelemiş ve devrindeki olaylara, O'nun kanşmadığını tesbit etmiştir. Hayatını da geniş bir şekilde inceleyen müellif, O'nun Kur'an ve Sünnet' e temessük eden bir kimse olduğunu, Mutezile, Kaderiyye. ve Müreie gibi fırkalann görüşlerini reddettiğini, bid'atlardan kaçındığını kaydetmektedir. İbn Adiy'den gelen O'nun Şia'ya mütemayil oluşuna dair habere karşı, selef ve halef alimlerinin hepsinin, O'nun Ehlu's-Sünne ve'l-Cemaa'dan olduğu haberlerini nakletmektedir.

 

MüeIlif O'nun fıkhi mezheplerdeki durumunu tehlil ederek, O'nun Ehl'i Hadisten olduğunu sölemekte, ahlakı, zühdü, vera'ı, tavazuu, hakkı söylemedeki cür'eti, zeka ve hıfzının sağlamlığı, güzel bir mantıka sahip oluşu, vefatı ve defni hakkında geniş bilgi vermektedir. Sonra da ilmi durumu, Kur'an'ı hıfzı, ilmi alışı, Amr b. Dinar ve ez-Zühri ile mukayese, rivayet ve tahammüldeki metodu, alimler arasındaki yeri, Medine, Mekke, Bağdat, Yemen, Aden gibi yerlere seyahatı, bilgisinin kaynakları, hocaları ve talebeleri, eserleri, müfessir ve muhaddis olarak Süfyan b. Uyeyne incelenmektedir.

 

Müellif, Süfyan b. Uyeyne'nin tefsiri var mıdır? gibi bir soru sorup, onun bir tefsir sahibi olduğunu isbatladıktan sonra, Onun bu tefsiri şimdi nerededir? sorusuna yine kendisi cevap vererek, İbn Hacer (852/1448) ve Suyuti (911/1505) zamanına kadar eserin görüldüğünü, şu anda elde mevcut olmadığını, fakat hocası Mücahid’in ve talebesi Abdurrezzak'ın tefsirleri bulunduğuna göre, onun da bulunabileceğini söylemektedir. Süfyan b. Uyeyne'nin bu tefsirinin bütün rivayetleri toplayıp toplamadığı tefsirin senedlerinin durumu, es-Sa'lebi ve İbn Hacer’e kadar olan isnad silsilesi verilmektedir.

 

Müellif, bundan sonra, İbn Uyeyne'nin rivayetlerini Mushaf sırasına göre sıralıyarak, onların tahric, tahkik ve şerhlerini yapmaktadır. Bu bilgilerden sonra, onun sahih rivayetlerinin ışığında, ibn Uyeyne'yi bir müfessir olarak incelemekte ve burada şu kıymetli bilgileri sunmaktadır: Süfyan b. Uyeyne, Kufe’de doğmuş ve Mekke’de neş'et etmiştir. Bu bakımdan kendisi tefsir ve hadiste zamanının imamı olmuş ve iki tefsir mektebi mensuplarından ilim almıştır. Tefsiri genel olarak rivayet tefsiri olup, Kur'an, Hadis, Sahabe, Tabün sözlerine dayanmaktadır. Dil yönünden de manadan lafızlar ihtimal olunmaktadır. Bundan sonra da içtihad ve re'ye dayanmaktadır. Tefsirinde İsrailiyat eseri görülmemektedir veya yok denecek kadar azdır. Tefsirinde, ilk işari tefsir örneklerinin de varlığından söz etmektedir. Ayetleri ve kelimeleri lugavi yönden açıklarken, sıfatlara taalluk eden ayetler, iman ve yaratma meseleleri üzerinde durmaktadır. Onun tefsirde, istenen manaya ulaşacak bazı lafızlan seçtiği ve bu lafızların diğerlerinde bulunmadığı görülür. Kısacası O, bazı ilmi meselelerde münferid kalabilmiştir. Süfyan kıraat meselelerine de ehemmiyet vermiş bir kişidir. Kıraat ihtilaflanna dair Süfyan'dan gelen rivayetlere rastlanmaktadır. el-Ahrufu'-s-Seb'ayı, kıraat meselesinden ayrı tutmuştur. es-Sevri ile İbn Uyeyne aynı asırda yaşamış olduklarından, ortaya çıkan karışıklığı gidermek için, iki Süfyan arasındaki özellikleri, rivayetlerinin nasıl ayırt edileceği hususunda bazı prensipler koymaktadır. Ve bu arada bir çok tefsir ravisinin terceme-i halleri verilmektedir.

 

Eser, özlü bir sonuç, geniş bir bibliyoğrafya ile nihayetlenmektedir. Tefsir tarihi hakkında sağlam bilgiler ihtiva eden, ilk devir tefsirleri hakkında araştırma yapacaklara güzel bir örnektir, ifadeleri açık ve anlaşılması kolay olan bu eser, bu alanda araştırma yapanlara ve İlahiyat öğrencilerine çok faydalı olacağı kanaatindeyim.

 

Kaynak: İsmail Cerrahoğlu, Ank. İlahiyat Fak. Dergisi c.31

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

.
.